sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2009 Salı

Konserve Tüketirken Sağlığınızdan Olmayın!

Sofralarımıza arzu edilen çeşitliliği katarken sağlığımızı da koruyabilmek için konserve ve turşu gibi salamura besinlerin hazırlanması ve saklanmasında dikkat edilmesi gereken hususlar aşağıda belirtilmiştir.

Asitliği düşük fasulye, bezelye gibi besinlerin konservesi hazırlanırken mutlaka basınçlı tencere kullanılmalıdır.

Konserve yapımında ısıya dayanıklı cam kaplar kullanılmalıdır. Turşu yapımında plastik kap kullanılacak ise Tarım ve Köyişleri Bakanlığından izinli olan plastik malzemeden yapılmış kaplar tercih edilmeli, üzerinde mutlaka besin saklamaya elverişli olduğunu gösteren işaretin bulunmasına dikkat edilmeli ve turşu yapımında bu kaplar tekrar tekrar değil bir kez kullanılmalıdır.

Kullanılmadan önce mutlaka cam kavanozlar ve kapakları 15-20 dakika kaynatılarak sterilize edilmelidir. Ayrıca, kavanoz kapaklarının paslı olmamasına özen gösterilmeli, kapaklar her konserve yapımında yenilenmelidir.

Fasulye, bezelye gibi asitliği düşük olan besinlerin konserveleri hazırlanırken asitliği artırmak amacıyla limon suyu, limon tuzu veya sirke kullanılmalıdır.

Güvenli konserve yapımında uygulanacak ısıl işlemin derecesi ve uygulama süresi önemlidir. Isıtma süresi besinin asit miktarına bağlıdır. Meyveler ve domates gibi asidi yüksek besinler ortalama 20 dk. kaynatılmalıdır. Sebzeler, et, süt gibi asidi düşük besinlerin kaynama sıcaklığında sterilize edilmesi mümkün değildir ve bu nedenle 116°C’ de basınç altında 20-25 dk tutulmalıdır.

Evde yapılan konserve besinler tüketilmeden önce mutlaka kontrol edilmelidir. Kavanoz kapağının şişmemesi, kenar kısımlardan sızıntı yapmaması, kapak açılırken fışkırma yapmaması ve kendine has koku ve renkte olmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca tüketmeden önce 10 dakika kadar kaynatma yapılması önemlidir.

Hazır konserve satın alırken; etiketinde üretim ve son kullanma tarihine, Tarım ve Köyişleri Bakanlığından üretim izni olmasına, kutuda kabarıklık, bombelik olmamasına ve küflenmiş, paslanmış, ezik olmamasına dikkat edilmelidir.

Turşu yapımında ve sonrasında salamuranın yüzeyinde zar oluşmaması için hava ile temasını en az düzeyde tutan temiz kaplar kullanılmalı ve yiyecekler hazırlanırken çok iyi yıkanmalıdır.
Turşunun oluşumu beklenirken, güneş görmeyen serin bir yerde muhafaza edilmelidir. Ayrıca salamuranın seviyesi sebzeleri örtecek miktarda olmalı ve tüketilene kadar bu şekilde saklanmalıdır.

Hipertansif kişiler, kronik böbrek yetmezliği olanlar ve kalp damar hastalarının tuz içeriği yüksek turşu ve diğer salamura besinleri tüketmekten kaçınmaları sağlık açısından önemlidir.

Su ve Sağlık

Su;

Besinlerin sindirimi, emilimi ve hücrelere taşınmasında,
Hücrelerin, dokuların organ ve sistemlerin düzenli çalışmasında,
Metabolizma sonucu oluşan zararlı maddelerin taşınması ve vücuttan atılmasında,
Sindirim sisteminin düzenli çalışmasında,
Vücut ısısının denetiminin sağlanmasında,
Eklemlerin kayganlığının sağlanmasında,
Çeşitli biyokimyasal olayların gerçekleşmesinde yardımcıdır.
Büyüme ve vücut fonksiyonlarının devamı yeterli su alımı çok önemlidir. Yapılan çalışmalar uygun miktarlarda günlük su tüketiminin;

soğuk algınlığı,
kabızlık,
idrar yolu enfeksiyonları,
cilt sağlığının korunması,
organizmanın toksinlerden arındırılması,
kilo kontrolü programlarında zayıflamaya yardımcı olması, cildin nem ve elastikiyetinin düzenlenmesinde rol oynaması nedenleriyle selülit oluşumunun önlenmesinde yardımcı olduğu bilinmektedir.

Soğuk günlerde üşüdüğümüzde veya yazın çok sıcak, rutubetli günlerinde olduğu gibi aşırı sıcaklık durumunda, vücudun normal sıcaklığını korumak için suya olan ihtiyacı artmaktadır. Sıcak, nemli havalarda vücut terleyerek sıvı kaybını arttırır. Bu nedenle, sıcaklık artışının başladığı şu günlerde sıvı tüketiminin arttırılmasına özen gösterilmelidir.

Sabah kalkıldığında ilk yapılması gereken işlerin başında 1 bardak su içmek de olmalı,
Her tuvalet sonrası, kaybedilen sıvıyı yerine koymak için 1 bardak su içilmeli,
Egzersiz yaparken ve özellikle sıcak havalarda çalışırken su tüketimi arttırılmalı,
Özellikle hava ve deniz yolculuklarında su tüketimi arttırılmalı,
Suyu her zaman görünür bir yerde bulundurmalı, susama hissi beklenmeden su tüketmeye özen gösterilmelidir.
Her gün ne kadar su içmelisiniz?

Genel bir kural olarak, vücutta oluşan zararlı maddelerin atımını sağlamak ve vücut sıvı dengesini koruyabilmek için 8-10 bardak (2.5 litre) su tüketilmesi önerilmektedir.

İnsanlar su gereksinimlerini genelde; içecekler, besinler ve metabolizma olmak üzere üç kaynaktan sağlarlar. Besin içerisinde bulunan besin öğelerinin yakılması sonucunda su oluşur. Diyette proteine göre karbonhidrat ve yağın yüksek olması metabolik suyu arttırır. Yediğimiz besinler ve içecekler yoluyla da vücudumuza su sağlarız. Örneğin sebze ve meyvelerin yaklaşık 85-% 90’ı , 1 su bardağı sütün %90’ı sudur. Gün içerisinde içtiğimiz çay, kahve, soda vb. içeceklerle ile de sıvı almaktayız. Ancak kafein içeren kahve, çay ve diğer içecekler sıvı ihtiyacını karşılasa da uygun su kaynakları olarak sayılmazlar. Örneğin kafein içeren kahve içildiğinde su alırsınız ancak diüretik etkisinden dolayı daha fazla idrar çıkışı yaparak daha fazla sıvı kaybedersiniz.

“1-12 Aylık Bebeklerinizi Yüz Üstü Yatırmayın”…

Sağlık Bakanlığı aileleri ‘ani bebek ölümleri’ konusunda uyardı.

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada; ‘ani bebek ölümleri’nin hiçbir sağlık sorunu olmayan bir bebeğin nedeni açıklanamayan ölümü olarak tanımlandığı vurgulanarak, bu bebeklerde otopsiyi de içeren tüm incelemelerde ölüm nedeninin saptanamadığı bildirildi.
Açıklamada, halk arasında beşik ölümü olarak bilinen 'ani bebek ölümleri’nin, gelişmiş ülkelerde 1-12 aylık bebekler arasında en sık görülen ölüm nedeni olduğu ifade edilerek, bu ölümlerin yüzde 95’inin bebeklerin ilk 6 ayında ve çoğunlukla 2-4 ay arasındaki bebeklerde gerçekleştiğine dikkat çekildi.

Ülkemizde ‘ani bebek ölümleri’ açısından birçok risk faktörünün varlığını sürdürdüğü vurgulanan açıklamada;
“Erkek çocuklarda daha sık görülen ani bebek ölümlerinin risk faktörleri arasında, annenin gebeliği sırasında sigara içmesi ve doğum sonrası bebek odasında sigara içilmesi ilk sırada yer alıyor. Annenin gebeliğinde sigara içmesinin ani bebek ölümü riskini 4 kat artırdığı belirlenmiştir.
Hamilelikte sigara içilmesi ayrıca erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek riskini de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle anne adayları hamilelikleri süresince sigaradan aktif ve pasif içici olarak kesinlikle uzak durmalı ve doğum sonrası da bebeklerini sigara dumanından tümüyle uzak tutmalı” denildi.

BEBEĞİNİZİN BULUNDUĞU ODA SICAKLIĞININ YAZ- KIŞ 24 DERECE OLMASINI SAĞLAYIN VE BEBEKLERİNİZİ AŞIRI SICAK VE SOĞUKTAN KORUYUN.

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada; gebelikte alkol kullanımının ‘ani bebek ölümleri’ açısından risk faktörü olduğu belirtilerek, ani bebek ölümleri konusunda ailelere yönelik şu uyarılara yer verildi:

“1-12 aylık ve özellikle 1-6 aylık bebeklerinizi kesinlikle yüz üstü yatırmayın.
Yan yatış pozisyonu da bebeğin uykuda dönme ihtimali bulunduğundan uygun değildir. Yan yatış pozisyonu tercih ediliyor ise yüzüstü pozisyona dönüş olasılığını azaltmak için altta kalan kol öne getirilmeli.

Ani bebek ölümü vakalarının yüzde 30’u bebeklerin uygun olmayan yerlerde yatırılması sonucu gerçekleşmektedir. Bebekleri yumuşak yatak, yastık ve yorgan gibi yüzeylere yatırmayın.
Yatak ve karyola uyumlu olmalı, yatak-karyola arasında bir parmak yada 2 cm’den daha fazla aralık olmamalı, karyola parmaklıkları arasında 2 parmak yada 5 cm genişliğinden fazla mesafe bulunmamalı.

Bebeğinizin ağzında emzik veya biberonla uyumasına izin vermeyin. Bu durum bebeklerin boğulmalarına yol açıyor.
Bebeklerin çok kalın giydirilmeleri ve kundaklanmaları, ‘ani bebek ölümleri’ açısından risk faktörleri arasında yer alıyor. Bebeğinizi mevsim şartlarına uygun olarak giydirin ve kundak yapmayın.

Bebeğinizin bulunduğu oda sıcaklığının yaz-kış 24 derece olmasını sağlayın. Bebeklerinizi aşırı sıcak ve soğuktan koruyun.

Bebeklerinizi doğar doğmaz emzirmeye başlayın, bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verin ve 6.aydan sonra uygun ek besinlerle beraber emzirmeyi 2 yaşına kadar sürdürün.
Bebeklerinizi kendi yataklarında yatırın. Sizinle beraber uyumaları; yatakların bebekler için uygun malzemeden olmaması, ağırlığınız altında kalma riski nedeniyle kesinlikle önerilmemektedir.

Bebeklerin uyudukları yatakların çarşafları gergin ve temiz olmalı, battaniye veya örtü kullanılacaksa bu malzemeler yatağın altına sıkıca yerleştirilmeli ve bebeğin ancak göğsüne kadar örtülmeli. Bebeklerin örtü veya battaniyeyi yüzlerine çekme ve nefessiz kalma ihtimaline karşı, uykuları süresince aralıklarla kontrol edilmeleri gerekmektedir. “

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada; annenin ilk gebelik yaşının 20 yaşın altında gerçekleşmesinin ‘bebek ölümleri’ açısından önemli bir risk olduğu belirtilerek, hamileliği süresince sağlık personeli yardımı almayan ve doğumunu evde, sağlık personeli desteği olmaksızın gerçekleştiren annelerin bebeklerinin, çok önemli sağlık sorunlarıyla karşı karşı olduğuna vurgu yapıldı.

Annenin gebelikleri arasındaki sürenin kısalığının bebek ölümleri açısından risk olduğu vurgulanan açıklamada, iki doğum arası olması gereken ideal sürenin iki yıl olduğu kaydedildi.

Kalp Damar Hastalıklarından Korunmada Beslenme


KALP DAMAR HASTALIKLARINDAN KORUNMADA BESLENME

1-Beslenmenizde yağı azaltın Beslenmenizde toplam yağ tüketimi enerjinin %30' unu geçmemelidir.Yağ içeren besinler aynı zamanda vücudun ihtiyacı olan diğer besin öğelerini de içerdiği için yağa ihtiyacımız vardır. Ancak sağlık açısından bakıldığında koruyucu olması açısından diyette yağ miktarını (enerjinin %25-30) azaltmak yararlıdır.

Diyette yağı azaltmanın birçok yolu vardır. Bunlar;

♥ Yediğiniz tüm besinlerin yağ miktarını dikkate alın. Çok fazla yağ içermeyen sağlıklı bir diyeti sebze ve meyveler, tahıllar, yağsız kırmızı et, derisiz kanatlı hayvan etleri, balık ve düşük yağlı besinlerle oluşturabilirsiniz.

ve süt ürünlerinin az yağlı veya yağsız olanlarını tercih edin. Yağı azaltılmış süt ve süt ürünlerinin bileşiminde diğer besin öğeleri açısından hiç fark olmadığı için bu ürünleri tercih etmek koruyucu olmak açısından önemlidir.

Beslenmenizde balığa daha çok yer verin. Haftada 2 kez, et yerine deniz ürünlerini tercih ederseniz yağ alımınızı azaltabilirsiniz.

♥ Günde en az beş porsiyon sebze ve meyve tüketin.Sebze ve meyvelerin yağ içeriğinin düşük olmasının yanı sıra posa içeriğinin de yüksek olması kalp damar sağlığını
korumada olumlu etki yapmaktadır. Çünkü bazı meyve ve sebzelerin bileşiminde bulunan suda çözünür posa, kolesterol düşürücü etkiye sahiptir.

Yağsız dana, koyun eti ile deri alınmış kanatlı hayvan etlerini tercih edin. Hayvanın sırt bölgesinden alınan ve görünür yağı ayrılabilen etler daha az yağlıdır. Yağsız et, görünür yağları ayrılmış olmasına rağmen hem yağ hem de kolesterol içerir ancak diğer yağlı etlere gore yağı az olduğu için tercih edilir.

Tam tahılları ve ürünlerini tercih edin¼ Günlük enerji gereksiniminizin büyük bir kısmını karbonhidrattan zengin besinlerden karşılarsanız yağ alımınızı azaltmış olursunuz. Ancak burada özellikle kompleks karbonhidratları (kahvaltılık tahıl ürünleri, kepekli,yulaflı ekmekleri, bulgur, makarna, pirinç gibi nişastalı besinler vb¼) tercih etmeye çalışın.. Yulaf gibi tahıllar çözünür posa da içerdiği için kan lipitlerini düşürücü etkisi vardır.

Yemeklerinizde katı yağları az kullanın. Yemeklerinizde margarin, tereyağı, kuyruk yağı, iç yağı gibi doymuş yağlar yerine bitkisel sıvı yağları ( zeytinyağı, ayçiçek yağı, soya, kanola yağı vb..) tercih edin. Tereyağı hayvansal kaynaklı, margarinler bitkisel kaynaklı olmalarına rağmen her ikisi de aynı miktarda yağ içerirler. Bir yemek kaşığı tereyağı veya margarin 12
gramdır ve 100 kalori enerji verir.

Satın aldığınız besinlerin etiketleri üzerindeki yağ miktarlarını kontrol edin. Çoğu besinin etiketi üzerinde bulunan besin öğeleri tablosunda enerji, yağdan gelen enerji, toplam yağ, doymuş yağ ve kolesterol miktarlarını okuyunuz. Ayrıca etiketler üzerinde "az yağlı" veya "yağsız" ifadelerini de görebilirsiniz. Bu bilgiler alışverişleriniz sırasında size yardımcı olacaktır. Hazır besinlerden düşük yağlı olanları tercih edin.

Atıştırmalarınızda (ara öğünlerde) yağ miktarı düşük besinleri tercih edin. Ara öğünlerde bisküvi, kek, pasta, cips gibi yağ içeriği ve enerjisi yüksek besinler yerine enerjisi ve yağ miktarı düşük meyve ve sebzeler, hafif bir kahvaltı, az yağlı süt ve süt ürünlerini tercih edin.

Uygun pişirme yöntemlerini seçerek yağ kullanımını azaltın yada yağ kullanmayın. Yemek hazırlama yöntemlerinizi değiştirerek lezzette herhangi bir eksiklik olmaksızın yemeklerinizdeki yağ miktarlarını azaltabilirsiniz. Örneğin besinleri kızartmak yerine, fırında kızartma, haşlama, ızgara, buharda veya mikrodalga fırında pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz.

Beslenmenizde kuru baklagillere daha çok yer verin. Kuru baklagiller yağ, doymuş yağ ve kolesterolden fakir kompleks karbonhidratlar ile posadan zengin bitkisel protein kaynağı besinlerdir. Bu özellikleri nedeni ile kan kolesterolünü düşürücü etkileri vardır.

Ev dışında yemek yediğiniz zaman yağsız/az yağlı yemekleri tercih edin. Mönüden yemek seçerken az yağlı besinleri tercih etmek için gördüğünüz yiyeceklerin nasıl yapıldığını sorun yada kızarmış veya soslarla zenginleştirilmiş olanları tercih etmeyin.

Kalp-Damar Hastalıklarına Dikkat

Sağlık Bakanlığı, vatandaşları ölümlere yol açan ‘kalp hastalıkları’ konusunda uyardı. Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada; Türkiye’de gerçekleşen tüm ölümlerin ilk sırasında, kalp-damar hastalıklarının yer aldığı vurgulanarak; vatandaşların özellikle yaz aylarında daha fazla dikkatli olmaları gerektiği bildirildi.

Erken ölümlere yol açan ve kişilerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kronik hastalıklardan korunmanın, alınacak ‘koruyucu önlemler’ ile mümkün olduğu belirtilen açıklamada; Dünyada her yıl yaklaşık 17 milyon kişinin hayatını kaybetmesine yol açan kalp damar hastalıklarının, ülkemizde de en önemli halk sağlığı sorunu olarak varlığını sürdürdüğüne dikkat çekildi.

SICAKLARDA KALP HASTALIKLARINDAN KORUNMAK İÇİN, RİSK FAKTÖRLERİNDEN UZAK DURUN…

Açıklamada; Türkiye’de yaklaşık 2 milyon koroner kalp hastası bulunduğu ve bu hastaların yılda 130 bininin hayatını kaybettiği ifade edilerek;

“Özellikle sıcak yaz aylarında; hayvansal kaynaklı gıdaların yoğun olarak tüketimi, yemeklerin aşırı yağlı pişirilmesi, meyve ve sebze tüketiminin yeterli düzeyde olmaması ve fiziksel aktivitelerin yetersizliği, yüksek tansiyon, sigara ve alkol kullanımı, şişmanlık ve diyabet, kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini artıran faktörlerin başında yer alıyor” denildi.

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Türkiye’de koroner kalp
hastalıklarından ölüm oranının, tüm ölümler içinde yüzde 43 oranıyla ilk sırada yer aldığı vurgulanarak; bu ölümlerin önemli bir bölümünün ‘41-58 yaş grubu’nda gerçekleştiği bildirildi.

Kalp-damar hastalıklarının yol açtığı ölümlerin önemli bir bölümünün, ‘sigaraya bağlı’ nedenlerden gerçekleştiğine dikkat çekilen açıklamada; sigara dumanının içerdiği karbon monoksitin kan dolaşımına girerek pıhtılaşmaya yol açtığı ve atardamarların iç duvarlarına zarar vererek kalp krizlerine neden olduğu kaydedildi.

SİGARA, SICAKLARIN ETKİSİYLE BUNALAN VÜCUDUNUZA İKİ KAT OLUMSUZ ETKİ YAPAR…

Sigaranın birçok hastalığa olduğu gibi, kalp-damar hastalıklarına da zemin
hazırladığı ve ölümlere yol açtığı kaydedilen açıklamada, koroner kalp hastalıklarından ve bu hastalıkların yol açtığı ölümlerden korunmak için atılacak ilk adımın sigara ve dumanından uzak durmak olduğu belirtildi.

Sigaranın sıcakların etkisiyle bunalan insan vücuduna iki kat olumsuz etki yaptığı vurgulanan açıklamada, şu uyarılar yer alıyor:

“Kalp-damar hastalıklarının oluşumunu önlemek için; özellikle yaz aylarında sigaradan hem aktif hem pasif içici olarak uzak durun. Beslenmede; doymuş yağ oranını azaltarak, tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri içeren yağların oranını artırın. Besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat edin ve posa içeren yiyecekler ile meyve-sebze tüketimini artırın. Şeker ve tuzu alt düzeyde tüketin.

Vücut ağırlığınızı kontrol altında tutarak, doğru besinlerle beslenmeye özen gösterin. Stresi azaltın. Alkol ve oksijensiz ortamlardan uzak durun. Spor yapın veya haftada üç dört kez yarım saat yürüyüş yapın ” denildi.